Şairin Duası

yazar:

kategori:

Kelimeler şairin kalbine konmuş kuşlar gibidir. Yukarılardan bir yerlerden gelip buraya kondurulmuşlardır ve yine yukarılara doğru çıkmaya yazgılıdırlar. Bu yazgı onları yola koyulmaya zorlar  zira esas yerlerinin burası olmadığını, buranın sadece bir kalkış noktası olduğunu bilir kelimeler. 

Peki bunu nereden bilirler?

Elbette kelimelerin sahibi onların içine yerleştirmiştir gerçeği.  Asıl gayeleri vuslattır ve geldikleri yere geri dönmek için sabırsızlanmaktadırlar. 

Şairin elinden kurtulup yollarına devam etmek için sürekli var güçleriyle kanat çırparlar. Bu kanat çırpmalar öyle güçlüdür ki şairi acıtır. Hatta  yakar, yıkar, kanatır. Şairi onlara bir yol açmaya mecbur eder, üstelik şairin bu yolu bilip bilmemesinin hiçbir önemi yoktur. Onlar sadece yükselmek istiyorlardır başka şeyle ilgilenmezler. Yolu açmak şairin işidir ne de olsa. Çaresi yok yükten kurtulmak için bir yerden başlayacaktır şair. 

Şair kendisine kolaylaştırılan araçlarla yolu açmayı dener. Bu araçlar bazen kelimeler, bazen renkler, bazen zaman, bazen de mekandır. Artık ona  hangisi  nasip olduysa…

Şairin kalbini bir kalkış noktası olarak kullanan kelimeler, içeride kuşlar misali uçuşabilirken şair onları yazıya, film şeridine  ya da bir tuvale dökeceği zaman  farklı kanatlara ihtiyaç duyar. Zira şairin kalbi ile dışarısının atmosferi birbirinden farklıdır. Kelimeler şairin kalbindeyken duyularla fark edilmeye ihtiyaç duymazken dışarıda yükselişini gerçekleştirmek için görülen, duyulan ve hissedilen kanatlara ihtiyaç duyar. Şaire düşen kelimeleri incitmeden onlara yeni kanatlarını takmaktır. Şairlerden kimileri bu kanatları notalardan, kimileri renklerden, kimi nefesten, kimi sesten yapar. Kanatlar kelimelere ne kadar uygunsa kelimeler o kadar yükselir. 

Kelimeler insanın kalbine, sadece kendisine dua edebilsin diye Allah tarafından verilmiş hediyelerdir ve bu kelimelerin,  yükselişine duyular aleminde devam etmesinin sebebi şahitlik olsa gerektir. İnsanın zaten bilip durduğu ama  her zaman  itiraf etmediği acizliğine, muhtaçlığına kendi elinden çıkanlarla şahit olmasıdır. Elinden çıkanların olsa olsa Allah’ın lütfu ile hediye ettiği kelimelerle duaya durmak olduğunu anlar. Bu karşılıklı bir şahitlik sanki. Bir yandan kendi acziyetine şahit olup duaya dururken diğer yandan da   Allah’ın hediyesi olan kelimelerin de kulun duasına şahit olması gibi. 

Kelimeler vuslata ererken artık yola ilk çıktıkları gibi değillerdir. Üzerlerinde, bir müddet konup sonra göçtükleri kalplerin izleri ve o kalbin ettiği duaların şahitliği de vardır. Kim bilir belki o dualara amin bile demişlerdir. 

Belki… İnşallah..

Serpil Gülle’nin kaleminden…


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir